23 Temmuz 2014

İnsan olmak “çaba göstermek” değil midir?
Her nefeste kendine daha iyi bir hayat sunabilme isteği?
Sizi bilmem, ama ben çoğu zaman böyle hissederim, bir insan olarak.
Hayatı hem kendime, hem çevremdekilere daha yaşanabilir kılmak için neyi daha doğru yapmalıyım?”
İşte kafamdaki bu sorularla, ben böyle uyanırım. Kim bilir, belki de hiç uyumam.
Bu sabah içimde bir kıpırtı uyandırdı beni. Öyle bir rüya görmüşüm ki, öyle gerçekmiş ki, sabah kalktığımda nerede olduğumu şaşırdım. Ve bu sabah daha bir başka uyandım sanki. İçimdeki heyecanın nedeni belli: Bugüne kadar yürüttüğümüz “Kadın Liderler Projesi” sebebiyle tanıştığımız onlarca kadın gibi, bir kadınla daha tanışacağız bugün. Dünyanın bir ucunda, bambaşka bir hikayesi olan, bambaşka bir kadın ile daha. Kim bilir, belki de bir daha kesişmeyecek yollarımız. İlk ve son defa karşılıklı oturup birer kahve içeceğiz mesela. Olsun, 40 yıl hatrı yok mudur bir fincan kahvenin ne de olsa. Heyecanlıyım çocuklar gibi. Kadınlar için mücadele eden, kadın kimliği ile var olma çabasındaki bir kadının gözlerindeki ışığı görebilme heyecanı benimki.
Tek bir arzusu var biz kadınların, eşit bir dünya.
Bu istek sadece biz kadınlara özgü de değil hani.
Her canlının hakkı değil midir özgür ve eşit bir dünyada “rahat rahat” nefes alabilmek?
Sokakta sevdiğine rahat rahat sarılabilse insanlar mesela..                                            Aşıklar kaygısızca yürüyebilse elele “elaleme karşı diyenlere inat.
Kız, erkek ne fark eder.
Aşkın yaşı, cinsiyeti mi olurmuş sanki?
Vazoda duran çiçeğe aşık olamaz mı insan?
Veya içtiği şarabın bir yudumunda bırakmaz mı kalbini bazen?
Zorla evlendirilen o çocuk gelinler babalarının gözlerinin taa içine bakabilseler, belki ilk ve son defa, uzun uzun..
Bir kerecik de olsa “Ben daha masal dinleyecek yaştayım, hayallerim var benim.. diyebilseler.
Babalar çocuklarını özgürce sevebilseler..
Saçlarını okşayıp, yanaklarından gündüzleri de öpebilseler, çocuklar şımarmasın diye beklenmese geceler.
Biz kadınlar, sokakta mini etekle rahat rahat yürüyebilsek mesela, korkmadan, ürkmeden, tedirgin olmadan, bacaklarımızdan utanmadan.
Anne babalar içleri rahat rahat gönderseler çocuklarını sokaklara, “ya başına bir şey gelirse..” diye korkmadan.
Ve çocukları eve gelmeden rahat rahat uyuyabilseler..
Özgür ve eşit bir dünyada rahat rahat nefes alabilme dileğiyle!