30 Eylül 2018

Günlerden Çarşamba, saat sabah 8.
Sonbaharın kendini hatırlattığı günlerdeyiz.
Uzun bir aradan sonra, yağmur tüm coşkusuyla sokaklarda..
İnsanlarda sabah işe yetişme telaşı..
En sevdiğim fırına uğramış, kendime sıcacık, ekşi mayalı bir poğaça almışım.
Arabaya binip, işe doğru devam edeceğim diye düşünürken ben, hayatın başka planları varmış benim için 🙂
Arabanın yanında bir kedi..
Baya baya ev kedisi, gri, upuzun ve bakımlı tüyleri,
Yemyeşil şeffaf gözleriyle,
Gözünü bana dikmiş “sev beni” diyen bir Scottish kendisi.
Boynunda eski bir tasma..
Aklımdan ilk geçen şey ya kayıp ya da sokağa terk edilmiş..
Zihnimde küçük bir düşünce fırtınası, ne yapmalı, nasıl olur da sahibini bulmalı derken,
Arabanın kapısını açıyorum çantamı bırakmak için ve bizimki atlıyor içeri.
Gayet koltuğa da yerleşiyor hani.
Belli ki arabaya alışık, yağmuru da sevmiyor pek..IMG_7481

Yapabileceğim tek şey, sahibini bulana kadar miniğin benimle kalması ve o sırada ilan falan çıkmak..
Her zaman şöyle bir ihtimal de var, sahibi hiç bulunmayabilir, sokağa terk edilmiş olabilir.
İşte bu ihtimali fark ettiğimde, sevecenlikle geçiriyorum içimden;
“Eğer sahibini bulamazsak benimle yaşar, hem Mia’ya da arkadaş olur..”
Bu arada, ofise doğru yol alırken arabada gayet kucağıma yerleşip kendini güzelce okşatıyor, sanırım bana alıştı bile..
Kendimi bir an için bir sürü plan yaparken buluyorum, sanki dünden hazırım bir kedi sahiplenmeye..
“Mia’nın yatağını şuraya yerleştiririz, kalorifere de bir yatak alırız minnoşa..Tabi şimdi ayrı su ve mama kabı da lazım…”
Sanki kırk yıldır kedi beslermişçesine, her şeyi kafamda hallettim bile !
Bu arada ofise geliyoruz ve bir posta da ofiste sevdiriyor kendini..
İnsanlar soruyor haliyle; “Peki ya sahibini bulamazsan?”
Cevap çok basit, sahibini bulamazsam tabi ki benimle kalacak..

Bizimki ofise alışmış, etrafta gezinirken içeri Özge giriyor..
Kendisi tanıdığım en iyi gözlemci bu arada 🙂
“Aaaa ben bu kediyi tanıyorum..Bu bizim pilates stüdyosunun apartmanındaki kedi..” diyerek şoka uğratıyor bizi..
Hayat farkında olmasak da küçük mucizelerden ibaret değil mi ?
Sen git koca Bağdat Caddesi’nde kaybol ve gel beni bul kedi..
Ve yine tesadüfen Özge de seni tanıyor olsun..
Hepimiz rahat bir nefes alıyoruz tabi.
Bizimkini kucakladığım gibi sahibine götürüyorum..
Sahibi de yazık, endişelenmeye başlamış gelmeyince kedisi.
Rahat bir nefes alıyorum,
Teşekkür ediyorum hayata,
Bizi karşılaştırdığı için..

Kalp hafifliğiyle işe dönerken soruyorum kendime..
“Evet, ben kedinin karşısına çıktım sağsalim eve dönebilmesi için de,
Peki kedi neden benim karşıma çıktı?”

Kalbim sanki hep bu soruyu sormamı beklemiş gibi kelimeleri döküyor dilimden..

Bazen bazı şeylere hazır olmak için çabalıyoruz, çalışıyoruz,
Zamanlamalar, planlamalar yapıp duruyoruz.
Halbuki bazı şeylere ne kadar istese de hazır olamıyor insan, taa ki o an gelene kadar..
O hazır olmadığını düşündüğün şey ansızın oluverdiğinde, olanı kalpten kabul edebiliyorsan, zaten hazırmışsın..

Son bir yıldır Mia’ya kardeş sahiplenme planları zihnimde dolanıp duruyor..
Evde yalnız olduğunda vakit geçirebileceği bir arkadaşının olması hoşuna gider diye düşünüyorum.
Kimi zaman oturup ciddi ciddi düşünüyorum bunu.
Çoğu zaman zihnimin çıkardığı sonuç şu;
“Evde iki canlıya bakmak çok daha fazla efor, zaman ve maddiyat gerektiren bir gerçek. Ve sanırım evin üçüncü üyesine hazır değilim henüz..Ama şartlar daha uygun olduğunda, elbette çok istiyorum..”
Bu “hazır olmama hali” kimimiz için bir hayvan sahiplenmek iken, kimi için daha büyük kararlar da olabiliyor; evlenmek, çocuk sahibi olmak, şehir değiştirmek, ülke değiştirmek, kurumsalı bırakmak, meditasyona veya yogaya başlamak..
Kendini hazır hissetmediğin ne varsa, o..
Bana gelen küçük misafir sayesinde anlıyorum ki, her zaman her duruma hazır olmak mümkün değil.

Lakin beklemediğin bir anda, hayatın aniden oluşan bir durum varsa,
Ve eğer korkularınla olanı reddetmek yerine,
Şefkatle misafir edebilirsen olanı,
Zihnin yargılarını kovmadan,
Yok da saymadan,
Farkındalıkla ve sadece olanı izleyerek,
Belki bedenin veya kalbin sesini duyarsın sen de..

Dön ve bir an bak hayatına,
Hazır olmadığın anda geldiğini düşündüğün mucizelere..
Ve hatırla,
Doğru olduğunu kalpten bildiğin bir şey için,
Nasıl da hazırmışsın..

Ve belki sor kendine bugün,
Neden bugün bu küçük mucize geliverdi sana?
Neyi fark ettirmek için?

Kalpten hatırla..
Her ne olduysa ve oluyorsa,
Senin istediğin, planladığın şekilde ilerlemiyorsa bile hayat,
Her şeyde, bilmediğin bir hediye saklı.
Reddetmeden sevgiyle olanı kucaklayabilir misin bugün?

Namaste!