Nadasa bırakmak lazım, bazen bazı şeyleri.
Tıpkı benim yazmayı bıraktığım gibi.
Son iki senedir öyle yollardan geçiyorum ki,
Bir yere gitmekken eskiden derdim, gitmeye çalıştığım tek yer ben’im son iki yıldır.
Yollar yolları açıyor, yollar kesişiyor, yol ayrımları geliyor.
Ve ilk defa, kabul etmeye çalışıyorum,
Olanı, olduğu gibi..
Ve tüm bu yollardan geçerken, kimi zaman kendi bildiğim kendime yabancılaşıyorum, kimi zamansa hiç bilmediğim bir bana yaklaşırken buluyorum kendimi.
Yeni bir ben yaratmak değil amacım, ben ile buluşmak.
Olduğu gibi kabul ettiğim, olduğu gibi sevdiğim.
Ve bu demek değil ki, bana hizmet etmeyen alışkanlıkları değiştirmeden, kendimi hiç geliştirmeden olduğum gibi yaşayayım.
Ve fakat bu demek ki, o gün olduğum insan ile mutlu olabilmeyi, eksiklerimi ve hatalarımı fark edip, kabul edebilmeyi bileyim.
Ve kabul edebilen ve kabul edemeyen ben’i de olduğu gibi seveyim..

Bugüne kadar dünyanın bir sürü farklı yerine gitme şansım oldu..
Bambaşka kültürler, insanlar, mevsimler tanıdım.
Çok sevdiğim ve dönmek istemediğim yollarım oldu.
Latin Amerika topraklarında yaşadığım farkındalık anları, bitmeyen yolculuklarım oldu.
Ve fakat ben en çok, kendi içime yaptığım yolculuğu sevdim.
İçimdeki binbir dünyayı keşfetmek, fark edebilmek..
Ve bambaşka gözlerle, kimi zaman tanık kalarak kendi yolumu izleyebilmekti bana en iyi gelen.
Ve şimdi biliyorum, insan gitmek istiyorsa yollara düşmesi gerekmez, yetmez..
İnsan kendi içine gidebilir bir ömür boyu,
Ve her gün, her gece bambaşka olan kendisiyle tanışabilir.
Kendime olan bu yolculuğumda,
Bana ayna olan,
Bana sınav olan,
Bana rehber olan,
Her ruha..

Namaste